Sismografi

Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte daha da gelişen sismograflar, yer altında meydana gelen sarsıntıların süresini, merkezinin neresi olduğunu, büyüklüğünü,şiddetini ve zamanını tespit eden bir cihazdır. Genelde depremlerin ölçümlerinde kullanılmaktadır. Sismograflar ülkemizde Kandilli Rasathanesi’nde yer almaktadır.

Depremlerin gücü ve boyutunu ölçmek için iki yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerden birisi depremin şiddetini ölçerken diğeri büyüklüğünü tespit etmektedir. Depremlerde şiddet ve büyüklük kavramları esasında birbirinden ayrıdır. Bu iki kavram çok sık karıştırılmaktadır. Sismografların belirlediği ve depremin doğa, insan ve bina üzerindeki etkisi şiddet göstergesidir. Sismografın ölçtüğü deprem şiddeti, depremin büyüklüğünün sayısal bir verisi değildir.

Sismografların mekanik şekline bakılacak olursa, sismograflar iki adet uca sahiptir. Bu uçların biri demirden yapılmış, dayanıklı bir maddeden yapılır. Sismografın bir diğer ucunda ise kayıt kalemi olarak görev yapan yay ile sağlamlaştırılmış bir çubuk bulunur. Sismograf, herhangi bir sarsıntı meydana geldiğinde çalışmaktadır. Sarsıntı anında sismografın bir ucu üzerindeki ağırlık kuvveti değiştiğinden dolayı sabit kalır ve diğer bölümlerin salınmasına bağlı olarak çalışmaya başlar. Sismografın kayıt kalemi saat yönünde dönmektedir. Bununla birlikte kayıt kalemi silindir üzerinde ağır bir şekilde dönerek sarsıntıları tespit ve kayıt eder.

Günümüzde sismografların gelişiminde önemli bir yol katedilmiştir. Gözlem evlerinde bulunan sismograflar, aynı mekanik düzenden faydalanarak sarsıntıları elektronik cihazların yardımıyla tespit edebilmektedir. Bu sismografl türleri, salınımları otomatik olarak algıladığı için diğer eski türlerine göre çok daha duyarlı hale gelmiştir.

Sismografi ölçümlerinde jeofon adı verilen parçalar, yere aynı doğrultuda 1 m sabitlenmiş şekilde monte edilir. Her bir kısım arasında 2 m’lik bir boşluk bırakılır. Bu düzeneğin kurulmasının ardından ilk jeofon üzerinden yerin altına titreşim gönderilir. Diğer jeofon parçalarının geri dönüş dalgalarını ölçmesi ile birlikte sismograflar, yerden gelen titreşimleri s-p türünden sınıflandırır.

Şiddet değerlerinin mutlak kesinliği verilemeyebilir. Sismografların her zaman yanılma payı vardır. Fakat bu fark oldukça azdır. Sismografların geliştirilmiş şekilleri sayesinde depremlerin önceden tespit edilmesi çalışmalarına devam edilmektedir. Sismografların yerdeki enerjileri algılayabildiği için titreşime göre çalışmaktadır. Depremlerin büyüklüğü ”Richter Ölçeği” kullanılarak hesaplanmaktadır.