Mehmet Ziya Gökalp, 1876-1924 yılları arasında yaşamıştır. Diyarbakır’da doğmuş olup 1924 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Toplumbilimci, siyasetçi, yazar ve şairdir. Meclis-i Mebusan ve Türkiye Büyük millet Meclisi’nde milletvekilliği görevi yapmıştır. ”Türk milliyetçiliğinin babası” olarak anılmaktadır.

Ailesi

Mehmet Ziya GökalpBabasının isteği üzerine kendisine Mehmet Ziya ismi verilmiştir. Mehmet Ziya Gökalp, 23 Mart 1876 tarihinde Diyarbakır’da doğmuştur. Babası Mehmet Tevfik Efendi, aslen Suriye Türkmenidir. Mehmet Tevfik Efendi, 1851-1890 yılları arasında vilayet evrak memuru olarak çalışmıştır. Annesi ise 1856-1923 yılları arasında yaşamış olan Zeliha Hanımdır.

Eğitimi

Eğitim hayatına, Diyarbakır’da başlamıştır. 1886 yılında Mektebi Rüştiye-i Askeriye’ye (Askeri Ortaokul) girmiştir. Mehmet Ziya’ya özgürlük düşüncesini, ilk olarak bu okuldaki hocası olan Kolağası İsmail Hakkı Bey aşılamıştır. 1891 yılında Diyarbakır’da iken İdadi Mülkiye’nin (Sivil Lise) son sınıfındayken ”Padişahim Çok Yaşa” demek yerine; ”Milletim Çok Yaşa” diye bağırması üzerine, hakkında soruşturma açılmıştır. O sırada okulda eğitim süresi de 5 yıldan 7 yıla çıkarılınca 1894 yılında okuldan ayrılmıştır.

Liseden ayrılmasının ardından Tasavvuf ile ilgilenmeye başlamıştır. Amcasından Farsça ve Arapça dersleri alarak kendisini geliştirmiştir. O yıllarda Diyarbakır’da, kolera salgınının baş göstermesi sebebiyle görevlendirilmiş olan genç Rus Doktor Abdullah Cevdet Bey ile tanışmıştır. Doktor Bey, Mehmet Ziya’nın görüşlerinden etkilenmiştir.

Gökalp, 1896 yılında Erzincan Askeri Lisesi’nde öğrenci olan kardeşi Nihat, vesilesiyle Harp Okulu öğrencileri ile birlikte İstanbul’a gitmiştir. Ücretsiz olması sebebiyle, Baytar Mektebi’ne kaydını yaptırmıştır. Öğrenimi sırasında, ülkedeki özgürlük hareketlerine katılmış olan kişilerle tanışmak için çaba göstermiştir. İshak Sükuti ve İbrahim Temo isimli kişilerle görüşmüş olup Jön Türklerden etkilenmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmıştır. ”Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak” sebebiyle 1898 yılında tutuklanıp 1 yıl ceza evinde kalmıştır.

Mehmet Ziya Gökalp asker duası

Son Yılları

Osmanlı Devleti’nin, Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesinin ardından Mehmet Ziya tüm görevlerinden alınmıştır. İngilizler tarafından, 1919 yılında Malta Adası’na sürgüne gönderilmiştir. 2 yıllık sürgünün ardından Diyarbakır’a geri dönmüştür. Burada, Osmanlıca bir dergi olan Küçük Mecmua’yı çıkarmıştır. 1923 yılında Ankara’ya gitmiştir. Aynı yıl, Türkiye büyük Millet Meclisi’ne Diyarbakır milletvekili olarak girmiştir. Kısa bir süre hastalık yaşamış olup 25 Ekim 1924 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

Eserleri

Limni ve Malta Mektupları
Kızıl Elma (1914)
Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929)
Yeni Hayat (1930)
Altın Işık (1927)
Türk Töresi (1923)
Doğru Yol (1923)
Türkçülüğün Esasları (1923)
Türk Medeniyet Tarihi (1926)
Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler
Altın Destan
Üç Cereyan

Ziya GÖKALP’in Hayatı

Ziya Gökalp 23 Mart 1875’te Diyarbakır’da hayata gözlerini açtı. Asıl ismi Mehmet Ziya’dır. Babası hükümet memuru idi; Diyarbakır gazetesine yazılar yazıyordu. minik yaşta iken babasını kaybeden Ziya, önce ve ortada öğrenimini Diyarbakır’da inşa etti , Rüştiyeyi (Ortadaokul) tamamlandıktan tek sene ardından amcasından Arapça, Farsça dersler aldı. Doğulu filozof ve şairlerin yapıtlarını okudu. Farabi, İbni Sina, İbni Rüşd benzeri Doğu’lu populer bilgin ve filozofların yapıtlarını asıllarından inceledi.

O erken , rıhtımda duran vapur, Akdeniz’de tek uzak adaya (Malta Adası) gidecekti. Yolcular tek sürü üzgündü. Sisli İstanbul sabahının nemli havasını ciğerlerine çekerken bizzat kendilerini başka ülkeye götürecek durumda olan gemide kocaman tek hüzün ile kıvranıyorlardı. Yolcular, Türk aydın ve yazarlarıydılar.

Birinci Hayat Savaşında mağlup sayılmamız üst kısmına , İstanbul, başka galip devletlerin orduları aracılığıyla işgal edilmişti. Bu devletler, ileri görüşlü aydın Türk’lerin başkentte kalmasından kaygı ediyorlardı. İste bunun amaçlı onlardan bazılarını Akdeniz’de ki, İngiliz egemenliğindeki Malta adasına sürmeye hüküm vermişlerdi.

Yolcular içinde , güvertede tek kenara çekilmiş dalgın bakışlarla etrafını süzen ortada ihtiyar , kederli biri vardı. Bu, çocuk ilim adamı, Türk sosyoloğu yani toplum bilimi Ziya Gökalp’di. Ümitleri sönmüş, bitmiş değildi. Tabiki tek zaman yurduna dönecek, ülkesine faydalı olmaya çalışacaktı.

Tabii ilimlere de İdadi’de (lise) iken alaka duymuş bununla birlikte Fransızca da öğrenmişti. bu sırada da “Tanzimat” yazarlarının, Çocuk Osmanlı’ların ( Genç Oyuncu Türk’ler) yazılarını okuyor, vatan ve hürriyet sevgilerini daha da geliştiriyorlardı.

Gökalp İstanbul’da

bilgisini artırıp da karşısında yepyeni ufuklar çıktıkça Ziya İstanbul’a gitmek, orada bulunan aydınlarla tanışmak istiyordu. Bitiminde , 1894’de İstanbul’a gitmiş, bedava yatılı yüksek tek okul durumda olan Veteriner Mektebinin imtihanını kazanarak oraya yazılmıştı. Buradaki öğrenimi esnasında Sultan Abdülhamip II’nin idaresini yıkmak amaçlı oluşturulmuş durumda olan ” Çocuk Osmanlı’lar” benzeri saklı cemiyetlerle temasa geçti. Yasak kitapları okumaya başlismi.

Artık aradığı ortamı keşfetmiş , hürriyetçi fikirlerini geliştirmeye başlamıştı. Bu tutumları ve fikirleri sebebinden saray, onu da riskli bireyler arasına sokmuştu. Yüksek öğrenimini yaparken tek ara tevkif edilmiş ve on ay hapiste kaldıktan ardından doğum yeri durumda olan Diyarbakır’a sürülmüştü (1900). Gökalp, Diyarbakır’da iken amcasının kızıyla evlendi. Küçük memurluklarda yer aldı . Diyarbakır gazetesine yazılar yazmaya başlismi.

İkinci Meşrutiyet duyuru edilince (1908) politik tek parti durumda olan “İttihat ve Terakki Cemiyeti” nin Diyarbakır’da şubesini kurdu. Halkı ve gençliği ikazcı yaşamsal şiirler ve makaleler yayımlismi. “İttihat ve Terakki Cemiyeti” nin Selanik’te olacak kurultayına delege seçilerek Selanik’e gitti (1909).

Gökalp Selanik’te ve İstanbul’da

Ziya Gökalp Selanik’te bir bakımdan politik çalışmalarda yer alırken diğer bakımdan de Ömer Seyfettin ile Ali Canip’in çıkardıkları “Genç Kalemler” mecmuasına şiirler ve yazılar yazmaya başladı.

Ömer Seyfettin, bu dergide ” Yeni lisan (dil) ” fikrini ortaya koymuştu. Selanik’te bulunan gençlerin anında tümü bu akıma kapılmışlardı. Ziya Gökalp de bunun için yabancı kalmadı. ” Yeni lisan (dil) ” işini ele aldı, ona biyolojik bir şekilde yön verme yolunda yazılar yazmaya başladı. Önceleri makalelerine imzasını koymuyordu.

Gökalp” ismini Ali Canip buldu. Bunun hemen ardından yazılarını bu isimle yazmaya başladı. 1912’de Osmanlı Mebuslar Meclisine milletvekili seçilerek İstanbul’a gitti. 4 ay hemen ardından Millet Meclisinin kapanması üst kısmına Darülfünun (üniversite) da sosyoloji profesörü oluyor . Farklı fikir mecmuasına yazılar yazdı. Birinci Hayat Savaşı esnasında çıkardığı ” Yepyeni Mecmua” da Türkçülük ismini verdiği fikir ve akımını yaymaya çalıştı. Etrafına o çağın bellibaşlı düşünür ve zanaat adamlarını topladı.

İstanbul’un işgalinden bir zaman hemen ardından 1919’da “İttihat ve Terakki” partisi ileri gelenleriyle beraber İngiliz’ler aracılığıyla Malta adasına sürgüne yollandı. İki sene civarı devam eden bu sürgün hayatından, yepyeni Türk Devleti’nin ( Kocaman Millet Meclisi Hükümeti) kuruluşuyla kurtuldu. Diyarbakır’a gitti. Orada ” Küçük Mecmua” isimli fikir mecmuasını(dergi) çıkarttı. Kocaman Millet Meclisi’nin iki. dönemine Diyarbakır milletvekili seçildi. Sonrası sene hastalandı ve İstanbul’da Fransız hastanesinde can verdi . (25.10.1924). Padişah Mahmut Türbesi yanındaki mezarlığa defnedildi.

Kişiliği
Ziya Gökalp, sosyoloji, tarih sahalarında biyolojik metotla çalışmış; dersler, konferanslar vermiş; eserler ve makaleler yayımlamış; böylelikle sosyoloji (Toplumbilim) ilminin yurdumuzda kurucusu olmuştur. “Türkçülük” ismini verdiği fikir sistemiyle kültür ve uygarlık sorunları üstünde durmuş, Türk Milletinin yükselmesi ve kurtulması amaçlı Batı uygarlığına uymak gerektiğini ileri sürmüştü. Ziya Gökalp bu asallı fikirlerini, ana kitabı meydana iştirak eden “Türkçülüğün Esasları ” isimli kitabında toplamıştır. Bu kitabında Gökalp, lisan , zanaat , ahlak, haklar , inanç , ekonomi, politika , felsefe benzeri konuları Türkçülük tarafından işlemiştir.

Ziya Gökalp’ın lisan konusundaki düşünceleri de mühimdir .

Dilimizin Arapça, Farsça kelime ve kurallardan temizlenerek arıtılmasının liderlerinden biridir.

Şair Gökalp
Ziya Gökalp, zanaat kapsamında şiirle uğraşmıştır. Aruz miktarı ile yazdığı önce şiirlerinde çokluk Namık Kemal ve Tevfik Fikret’in tesirleri görülür. Sonraları Mehmet Emin Yurdakul’un tesiriyle hece miktarı ve arı lisan kullanmıştır.

“Altın Işık” ile “Kızıl Elma” isimli kitaplarında topladığı bu çeşit manzumelerinde bir bakımdan folklor ve destanlardan istifade ederek manzum masallar yazmış, diğer taraftan da vatan konularındaki düşüncelerini manzumelerle işlemiştir. Yazılarında ileri sürdüğü fikirleri okul dönemindeki gençlere öğretmek maksadı güden Ziya Gökalp, böylelikle bu didaktik manzumelerini yazmış oluyor .

Ziya Gökalp’ın Eserleri
Şiir kitapları: Kızıl elma, Altın Işık, Yeni Hayat.
İlim yapıtları ve denemeleri: Türk Medeniyeti Tarihi, Türkçülüğün Asalları , Türkleşmek- İslamlaşmak- Muasırlaşmak, Gerçek Yol

Ziya Gökalp, makalelerini ” Genç Kalemler “, “Türk Yurdu “, ” Yeni Mecmua” ve ” Küçük Mecmua” benzeri dergilerle “Diyarbakır” ve “Cumhuriyet” gazetelerinde yayımlamıştır.

Ölümünden hemen ardından da “Malta Mektupları” isimli yapıtı yayımlanmıştır.