Sofra Tuzu
Doğal halde bulunan tuzun işlenerek bazı minerallerinden ayrılmış ve sodyum klorür  (NaCl)  haline getirilmiş formudur. Bir diğer deyişle sofralarımızda kullandığımız tuzdur.

Yer altı kaynaklarından, yüksek sıcaklık ile işlenmesi ile ortaya çıkan tuz çok fazla kimyasal prosedüre maruz kalır.

İşlenme sırasında uygulanan ısıl işlem tuzun kristal yapısını bozar ve farklı bir molekül yapısına geçmesine neden olur. Ayrıca sofra tuzunun yapısı gereği çok fazla küçük parçadan oluştuğunu biliyorsunuz. Bu sebeple yapıyı akışkan tutmanız gerekir. Çünkü topaklanmış bir tuzu kimse istemez.

Topaklanmayı önlemek için sofra tuzuna birçok farklı kimyasal eklenir. Bu kimyasallar aliminyum içerebilir ve son araştırmalar aliminyum alımının nörolojik birçok hastalığa (özellikle de Alzheimer) neden olabileceğini gösteriyor.

Son olarak sofra tuzunun çok fazla sodyum içerdiğini belirtmek istiyorum. Bu değer diğer tuzlardan neredeyse %97 daha fazla.

Bu çok fazla sodyum demek!

Yani sofra tuzu (rafine tuz) benim incelemem sonucunda sınıfta kaldı ve sofraya girmeye hak kazanamadı.

Kaya Tuzu
Yeraltında az veya çok derinlerden katı halde elde edilen tuzlar kaya tuzu olarak tanımlanır. Kaya tuzları Deniz tuzlarının aksine kompozisyonlarına giren maddelerin oran ve çeşitlilikleri bakımından daha zengindirler. Sofra tuzuna ek olarak farklı çeşitte mineraller içermektedirler.
Himalaya tuzu da aslında bir kaya tuzu türevi. Genel olarak ülkemizde kaya tuzu oldukça ünlü olmasına rağmen yerli ürünler hakkında çok fazla araştırma yok.Dolayısıyla üzerindeki kimyasalların miktarı, minerallerin düzeyi hakkında net bir bilgi yok.

Eğer bir kaya tuzu üreticisiyseniz ve elinizde kaya tuzu ile ilgili laboratuvar sonuçları varsa benimle iletişime geçebilirsiniz.

Buradan zevk ile yayınlar ve Türk kaya tuzunun kalitesini değerlendiririm.

Ama tavsiyem üretim standartı olmayan yerli kaya tuzlarını (özellikle de açık satılanlar) almamanız yönünde. Çünkü bir paket tuz harika bir içeriğe sahipken, diğeri zararlı kimyasallar ile temas etmiş olabilir.

Deniz /Göl Tuzu
Denizler dünyamızın en büyük tuz rezervlerini oluşturmaktadırlar. Deniz ve tuzlu göl suyunda erimiş olarak bulunan maddeler; sodyum, klor, magnezyum, kalsiyum vb minerallerdir.
Deniz suyunun buharlaştırılması veya deniz üzerindeki minerallerin süzülmesi ile üretilen deniz tuzu bir diğer seçenek. Ayrıca deniz tuzu sodyum ile beraber içerisinde birçok farklı element (çinko, magnezyum ve hatta demir) içerir.
Eser elementleri bedene doğru miktarda almak sağlıklı yaşamak için oldukça önemlidir.

Buraya kadar deniz tuzu sağlıklı bir seçenek olarak görülse de bu durum her zaman geçerli değil. Çünkü denizlerimiz kirleniyor ve bu durum denizlerden çıkan tuzu da kirletir. Özellikle kirli denizlerden gelen tuzlarda ağır metaller, hormon bozukluğuna sebep olan plastik kalıntıları olabilir.

Bu sebeple eğer deniz tuzu alacaksanız hangi denizden, ne şartlarda geldiğini bilmeniz ve üretim aşamasında doğru testlere tabi tutulduğundan emin olmanız gerekir.

Tavsiyem kirlenmemiş ortamlardan çıkartılan deniz tuzlarını tercih etmeniz. Eğer üretici bu konuda bilgi vermiyorsa (Türkiye’de hiçbir deniz tuzu üzerinde üretim yeri hakkında ayrıntılı bilgi göremedim) deniz tuzunu kullanmamalısınız.

Himalaya Tuzu
Himalaya tuzu doğadaki en saf tuz olarak bilinir. 250 milyon yıl önceki denizlerin kurumasıyla oluşmuş tuz havzalarından alınan bu tuz bedenimizde bulunan tüm elementleri içermesinin yanı sıra yeryüzünde bulunan elementlerden 84 ayrı minerali de bünyesinde barındırır.
Pembe renkli, daha hafif bir tadı olan ve Himalaya dağındaki tuz yataklarından çıkartılan Himalaya tuzu oldukça değerli. Çünkü içerisinde 60’dan fazla farklı mineral bulundurur ve tuz yatağının çok eski olmasından dolayı kirlenme riski oldukça azdır.

Himalaya tuzu, tüm tuz çeşitleri içerisinde en fazla mineral içeriğine sahip türlerden biridir. Pembe renk bu minerallerin oksitlenmesine bağlı.

Dolayısıyla bu güzel rengin değerini bilmelisiniz.

Eğer gerçek bir Himalaya tuzu bulursanız (birçok kopya mevcut) satın almanızı öneririm. Sodyum içeriğinin daha az olması, doğallığı ve diğer minerallerin düzeyi Himayala tuzunu kesinlikle bir adım öne çıkarıyor.

Ayrıca düşük sodyum içeriği birçok hasta için daha fazla tuz tüketimi anlamına gelir. Eğer tuz tüketiminden vazgeçemeyen bir hastaysanız Himalaya tuzu daha az zarar görmek için iyi bir tercih.

En sağlıklı tuz: Hangisi daha iyi?

Artık tuzlar ile ilgili daha fazla bilgiye sahipsiniz. Ama tuz seçimi yapmak için bu bilgileri kullanmanız gerekiyor. Şimdi size tuz çeşitlerinde bulunan mineral içeriğinden bahsedeceğim.

Önce aşağıdaki tabloyu inceleyin. Tablo bir gram tuz içerisindeki mineral miktarını göstermekedir.

Kalsiyum Potasyum Magnezyum Demir Sodyum
Sofra Tuzu 0.4 mg 0.9 mg 0.01 mg 0.01 mg 381 mg
Himalaya Tuzu 1.6 mg 2.8 mg 1.06 mg 0.03 mg 368 mg
Deniz Tuzu 1.5 mg 0.8 mg 0.51 mg 0.01 mg 375 mg

*Listede kaya tuzu yok. Çünkü çok fazla tercih edilmiyor ve bu sebeple ayrıntılı analiz yapılmamış durumda.

Gördüğünüz gibi Himalaya tuzu diğerlerinden bir adım önde. Çünkü daha fazla mineral içeriyor, daha az sodyuma sahip ve daha doğal.

Sofra tuzu ise kimyasal olarak tüketilmeye hiç uygun değil. Ama burada küçük bir püf nokta var. O da iyot eksikliği!

Ülkemizde çok fazla iyot eksikliği görülüyor. Eğer iyot ile güçlendirilmemiş (doğal) diğer tuz türlerini kullanmak isterseniz yeterli iyot alımı yapamayabilirsiniz. Bu sebeple tetikte olmalı ve hekiminize 6-12 ay aralıklar ile muayene olmalısınız.

Hatta bu sebeple ülkemizdeki sofra tuzlarına iyot eklenmesi zorunlu hale getirildi.

Sonuç olarak, her şeyi göz önüne aldığımızda Himalaya tuzu tüketilebilir olarak görülüyor. Eğer Himalaya tuzu bulamazsanız kaynağından emin olduğunuz deniz tuzu kullanılabilir. En son tercih ise sofra tuzu!

Artık en sağlıklı tuz seçeneğini biliyorsunuz. Sanırım artık market raflarına tekrardan bakma zamanı geldi.

Kaynaklar: fitekran.com , aksaraytuz.com