Tarihi olmasa, mesir macununda yer almasa, yabancı bir baharat diyeceğim, havlıcan için. Dünyada Alpinia galanga (L.) Sw. türüyle birlikte daha çok “Galanga” adıyla anılır. Galanga’nın Çinceden Arapçaya, oradan Batı dillerine geçen ve “tatlı” anlamına gelen gingembre’den türediği düşünülür. Havlıcan, Zencefilgiller (Zingiberaceae) familyasındandır.

Boyu Bosu ve Ötesi: 100 cm boylarında; 30 cm uzunluğunda, dar ve uzun, şeritsi, karşılıklı yaprakları; koçansı dik bir yapı üzerinde bir araya gelmiş, üç parçalı, kırmızı benekli, küçük beyaz çiçekleri olan; düğümlü, kırmızımsı köksaplı (rizom); hoş kokulu, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Bitkinin üretimi köksaplarının bölünme-siyle yapılır. Tropikal iklimde yarı gölge yerleri sever.

Coğrafya ve Tarihçesi: Gen merkezi Güney Çin ve Tayland’dır. Doğu Asya’da, Endonezya’da, Malezya’da, Cava’da, Iran’da bulunur. Tropikal Asya’nın gölge ve kuru topraklarında, Çin’de, Tayland’da üretimi yapılır. Ülkemizde yetişmez, Uzakdoğu’dan ithal edilir. Ortaçağ’da (5-15. yy) cinsel gücü artırıcı olarak kullanılmıştır. Ünlü İslam hekimi İbn-i Sina (980-1037) onun sağlığa yararlarını över. Osmanlı tıbbında da yeri vardır. 1420 yılında Çelebi Sultan Mehmed’e sunulan Kitabu’l-Müntehab ft’t-Tıb’da adı geçer. Salih bin Nasrullah (öl. 1669), Ömer Şifai (öl. 1743-46?) ve Şerafeddin Mağmumi (1800’lerin sonu-1900’lerin başı) havlıcandan söz ederler. Bitkinin botanik (bitkibilim) dünyasın-da tanıtımın’ İngiliz botanikçi H. E Hance (1827-1886) yapar.

Not: Gen merkezi Malezya ve Endonezya’nın Cava adası olan 2-3 metre boylarındaki Galanga ya da Büyük galanga da (A. galanga (L.) Sw.), havlıcana benzer özellikleriyle bilinir.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta ve halk hekimliğinde, bitkinin köksapları, halk hekimliğinde buna ek olarak köksaplardan su buharıyla damıtılan uçucu yağ kullanılır. Havlıcan köksapları küçüklüğü dışında kokusu ve biçimiyle zencefile benzer. 4-6 yaşlarındaki bitkilerin 5-6 cm uzunluk ve 1-2 cm kalınlıktaki, koyu kırmızı görünüşlü, beyaz etli köksapları yağmur mevsimi sona erdikten sonra topraktan çıkarılarak kurutulur.

Bileşiminde nişasta, flavonoitler, steroller ve uçucu yağ; örnek olarak Himalaya dağlarının Hindistan’da kalan kısmında ekolojik koşullarda yetiştirilen bitkilerin uçucu yağında ana bileşen olarak 1.8 sineol (ökaliptol, %37,42) ve bunun yanı sıra alfa pinen, kan-fen, sabinen gibi monoterpenler, alfa terpineol, terpinen-4-ol gibi monoterpenoller, beta karyofilen, alfa trans bergamoten, beta selinen, alfa farnazen, alfa kalakoren gibi seski-terpenler bulunur.

Tıp Folklorundaki Yeri: Havlıcan sindirim kolaylaştırıcı, iştah açıcı, gaz giderici, balgam söktürücü, idrar artırıcı, uyarıcı, boğaz iltihaplarını iyileştirici, öksürük kesici, iltihap kurutucu ve mantar yok edici olarak bilinir.
Yarım litre (2,5 bardak) kaynar suya yarım kahve kaşığı havlıcan kökü konup demlenir, günde 3 kez birer kaşık içilir ya da 5 gr havlıcan, 10 gr zencefil, 10 gr tarçın, 5 gr karanfil, 50 gr balla karıştırılır, sabah akşam birer tatlı kaşığı yutulur.
Köksapları ezilerek lavanta, nane ve kekikle karıştırılıp kaynatılırak alınırsa, soğuk algınlığına, nezleye, bronşite, karın ağrısına iyi gelir. Hindistan’da romatizma ve katarakt tedavisinde kullanılır.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Batman ve Gaziantep’te havlıcanın köksapları kaynatılarak ‘adet söktürücü olarak içilir. İstanbul’da öksürük kesici olarak, zencefille; Sivas’ta idrar zorluğunu gidermek üzere, tarçın ve karanfille birlikte kaynatılarak içilir.
Bitlis-Ahlat’ta ağrı kesici olarak fıstıkla birlikte dövülüp yenir.

Havlıcan Uçucu Yağı (Galangal Yağı): Saydam sıvı görünüşlü, sarı renkli, taze, odunsu, baharlı kokuludur.
Spazm çözücü, gaz giderici, balgam söktürücü, sindirim kolaylaştırıcı, soğuk algınlığı giderici, safra üretimini artırıcı özellikleriyle bilinir; sindirim güçlüğü, kasılımlı bağırsak iltihabı, soğuk algınlığı, bronşit, astım durumlarında kullanılır.

Sindirim sorunları için bitkisel yağlar için de inceltilerek karna sürülüp ovuşturulur. Nezle ve solunum yolları rahatsızlıklar için diğer bazı bitkisel yağlarla karıştırılıp bulunulan mekarıa damlatılır. Meka’na damlatmak için çay ağacı ve Ravensera aromatica uçucu yağlarıyla; hassas sürülürken limon ve gül ağacı uçucu yağları  ve bitkisel bir yağla karıştırılması et kısmını artırır.

Mutfaktaki Değeri: Havlıcanın acımsı lezzetli köksapları hamur işlerinde, çikolata, dondurma, şekerleme. meşrubat yapımlarında kullanılır. Tarihi Mesir macununun oluşumunda yer baharatlardan biridir. Rusların çavdar ekmeğiyle yaptıkları “Kvas” Kira eklendiği olur. Havlıcan günümüzde en çok Güneydoğu, Asya mutfağında, özellikle de Malezya ve Endonezya’da tüketilir.

Havlıcan (Alpinia officinarum), zencefilgiller (Zingiberaceae) familyasından köksapları baharat olarak kullanılan çok yıllık bitki türü. Anavatanı Hindistan, Güneydoğu Asya ve Laos’tur.

3 m boyunda olan havlıcan beyaz ya da pembe çiçeklere ve mızraksı yapraklarasahiptir. Tıp ve mutfak alanında geniş bir kullanım alanı olan köksaplı bir bitkidir. Kökleri ve topraklatı gövdesi kurutularak baharat olarak kullanılır.

Bugün en çok Güneydoğu Asya ülkelerinde yetiştirilmekle birlikte, bu coğrafyanın mutfak kültüründe ve geçmişte Ortaçağ Avrupa mutfağında sıkça kullanılmıştır. En çok Güneydoğu Asya ve Endonezya mutfaklarında kullanılır. Görünüşte zencefili andıran bitkinin tadı ise zencefile pek benzemez. Tadı acımsıdır.

Allah’ın bizlere bahşettiği nimetlerden bir harikası da havlıcandır. Zencefilgiller ailesinden olan havlıcanın yumru kökleri kullanılmaktadır. Çok yıllık olan havlıcan Güneydoğu Asya ve Hindistan kökenli bir bitki olup mutfakta ve tıp alanında oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir. Baharat olarak kullanılabilmesi için toprak altındaki gövdesinin ve köklerinin kurutulması gerekmektedir. Itırlı, acımsı tada sahip havlıcan güzel çiçeklere sahiptir. Köklerindeki yumrularda Alpinin ve Alpinol maddeleri bulunmaktadır. Ayrıca uçucu yağla, flavon denilen bir kimyasal madde ve nişasta içermektedir.

Havlıcan Çayının Hazırlanması

Bir su bardağı sıcak su içine yarım çay kaşığı toz havlıcan eklenir ve demlendirilir. Aralıklı olarak günde 2–3 bardak içilebilmektedir. Şimdiye kadar görülmüş yan etkileri olmasa da doktor önerisinin alınmasında yarar görülmektedir.