Dünyanın 7 harikasından biri olarak sayılan Babil’in Asma Bahçeleri kim tarafından, ne zaman, nerede ve neden yaptırılmıştır? Kısa kısa bilgiler…

babilinasmabahceleri2Babil’in Asma Bahçeleri’nin günümüze gelen kesin izleri yoktur; fakat, Fırat’ın doğu kıyısında, Bağdat’ın 50 kilometre güneyindeki bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil’deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil’in Asma Bahçeleri’ne ait olduğu düşünülmektedir. Babil’in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde de bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır.

Dünya’nın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Babil’in Asma Bahçeleri, bir rivayete göre M.Ö. 600 dolaylarında Babil kralı Nabukadnezar’ın kraliçelerinden birini sevindirmek için yaptırdığı bahçelerdir. Bahçeler, dünyanın dört bir yanından getirilmiş ağaç ve çiçeklerin dikildiği, bir piramit oluşturacak biçimdeki taraçalar halinde yükseliyordu. Bu bitkiler asıl yapıyı gözden saklıyor ve sadece havada “asılı” gibi duran bahçeler görünüyordu. Bir tür yapay cennet olarak tasarlanan bu taraçalarda türlü hayvanlar, minik çağlayanlar, bin bir ağaç ve bitki yer alıyordu.

Bir başka rivayete göre ise Kral Buhturnasr, çok bereketli topraklara sahip, yeşil dağlık bir ülkeden gelen eşi kraliçe Semiramis’in memleket özlemi çekmesini önlemek için ona böyle bir armağan sunmuştur. Kral, Mezopotamya’nın dümdüz ve sıcak ortamının depresyona ittiğini hissettiği karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı. Yüksek surlarla çevrilmiş bu bahçenin içindeki kanallarda kayıklar bile yüzebilmekteydi.

M.Ö. 450′li yıllarda “Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar.” diyen tarihçi Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. Herodot’un tasvirlemesine göre iç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk’a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.

babilinasmabahceleri3Daha zayıf bir rivayete göre ise de M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır. Yunanlı coğrafyacı Strabo’nun M.Ö. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen içleri çukur, büyük bitki ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuş kübik direklerden oluşuyordu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemle çalışan zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.

Yunanlı tarihçi Diodorus’a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi. İstilalar ve özellikle Pers Kralı Keyhüsrev’in Babil’i fethetmesi yüzünden çökmeye başlayan Babil şehri, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir.